Mushafuk
‹Mushafuk

سورة الفاتحة

1

كَذَّبَتْ قَوْمُ لُوطٍ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿160﴾

إِذْ قَالَ لَهُمْ أَخُوهُمْ لُوطٌ أَلَا تَتَّقُونَ ﴿161﴾

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ﴿162﴾

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ﴿163﴾

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ﴿164﴾

أَتَأْتُونَ ٱلذُّكْرَانَ مِنَ ٱلْعَـٰلَمِينَ ﴿165﴾

وَتَذَرُونَ مَا خَلَقَ لَكُمْ رَبُّكُم مِّنْ أَزْوَٰجِكُم ۚ بَلْ أَنتُمْ قَوْمٌ عَادُونَ ﴿166﴾

قَالُوا۟ لَئِن لَّمْ تَنتَهِ يَـٰلُوطُ لَتَكُونَنَّ مِنَ ٱلْمُخْرَجِينَ ﴿167﴾

قَالَ إِنِّى لِعَمَلِكُم مِّنَ ٱلْقَالِينَ ﴿168﴾

رَبِّ نَجِّنِى وَأَهْلِى مِمَّا يَعْمَلُونَ ﴿169﴾

فَنَجَّيْنَـٰهُ وَأَهْلَهُۥٓ أَجْمَعِينَ ﴿170﴾

إِلَّا عَجُوزًا فِى ٱلْغَـٰبِرِينَ ﴿171﴾

ثُمَّ دَمَّرْنَا ٱلْـَٔاخَرِينَ ﴿172﴾

وَأَمْطَرْنَا عَلَيْهِم مَّطَرًا ۖ فَسَآءَ مَطَرُ ٱلْمُنذَرِينَ ﴿173﴾

إِنَّ فِى ذَٰلِكَ لَـَٔايَةً ۖ وَمَا كَانَ أَكْثَرُهُم مُّؤْمِنِينَ ﴿174﴾

وَإِنَّ رَبَّكَ لَهُوَ ٱلْعَزِيزُ ٱلرَّحِيمُ ﴿175﴾

كَذَّبَ أَصْحَـٰبُ لْـَٔيْكَةِ ٱلْمُرْسَلِينَ ﴿176﴾

إِذْ قَالَ لَهُمْ شُعَيْبٌ أَلَا تَتَّقُونَ ﴿177﴾

إِنِّى لَكُمْ رَسُولٌ أَمِينٌ ﴿178﴾

فَٱتَّقُوا۟ ٱللَّهَ وَأَطِيعُونِ ﴿179﴾

وَمَآ أَسْـَٔلُكُمْ عَلَيْهِ مِنْ أَجْرٍ ۖ إِنْ أَجْرِىَ إِلَّا عَلَىٰ رَبِّ ٱلْعَـٰلَمِينَ ﴿180﴾

أَوْفُوا۟ ٱلْكَيْلَ وَلَا تَكُونُوا۟ مِنَ ٱلْمُخْسِرِينَ ﴿181﴾

وَزِنُوا۟ بِٱلْقِسْطَاسِ ٱلْمُسْتَقِيمِ ﴿182﴾

وَلَا تَبْخَسُوا۟ ٱلنَّاسَ أَشْيَآءَهُمْ وَلَا تَعْثَوْا۟ فِى ٱلْأَرْضِ مُفْسِدِينَ ﴿183﴾

Ali Özek ve diğerleri

26:160 Lût kavmi de peygamberleri yalancılıkla suçladı.

26:161 Kardeşleri Lût onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

26:162 Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

26:163 Artık Allah’a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

26:164 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ecrimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.

26:165 İnsanlar içinden erkeklere mi yaklaşıyorsunuz?

26:166 Rabbinizin sizler için yarattığı eşlerinizi bırakıyorsunuz... Doğrusu siz sınırı aşmış (sapık) bir kavimsiniz!

26:167 Onlar şöyle dediler: Ey Lût! (Bu davadan) vazgeçmezsen, iyi bil ki, sürgün edilmişlerden olacaksın!

26:168 Lût: Doğrusu, dedi, ben sizin bu işinizden tiksinmekteyim!

26:169 Rabbim! Beni ve ailemi, onların yapageldiklerinden (vebalinden) kurtar.

26:170 Bunun üzerine onu ve bütün ailesini kurtardık.

26:171 Ancak yaşlı bir kadın dışında O, geride kalanlardan (oldu).

26:172 Sonra diğerlerini helâk ettik.

26:173 Üzerlerine öyle bir yağmur yağdırdık ki... Uyarılanların (fakat yola gelmeyenlerin) yağmuru ne de kötü!

26:174 Elbet bunda büyük bir ibret vardır; fakat çokları iman etmezler.

26:175 Şüphesiz Rabbin, işte O, mutlak galip ve engin merhamet sahibidir.

26:176 Eyke halkı da peygamberleri yalancılıkla suçladı.

26:177 Şuayb onlara şöyle demişti: (Allah'a karşı gelmekten) sakınmaz mısınız?

26:178 Bilin ki, ben size gönderilmiş güvenilir bir elçiyim.

26:179 Artık Allah'a karşı gelmekten sakının ve bana itaat edin.

26:180 Buna karşı sizden hiçbir ücret istemiyorum. Benim ücretimi verecek olan, ancak âlemlerin Rabbidir.

26:181 Ölçüyü tastamam yapın, (insanların hakkını) eksik verenlerden olmayın.

26:182 Doğru terazi ile tartın.

26:183 İnsanların hakkı olan şeyleri kısmayın. Yeryüzünde bozgunculuk yaparak karışıklık çıkarmayın.