Mushafuk
‹Mushafuk

سورة الفاتحة

1

فَلَمَّا رَأَوْهُ زُلْفَةً سِيٓـَٔتْ وُجُوهُ ٱلَّذِينَ كَفَرُوا۟ وَقِيلَ هَـٰذَا ٱلَّذِى كُنتُم بِهِۦ تَدَّعُونَ ﴿27﴾

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَهْلَكَنِىَ ٱللَّهُ وَمَن مَّعِىَ أَوْ رَحِمَنَا فَمَن يُجِيرُ ٱلْكَـٰفِرِينَ مِنْ عَذَابٍ أَلِيمٍ ﴿28﴾

قُلْ هُوَ ٱلرَّحْمَـٰنُ ءَامَنَّا بِهِۦ وَعَلَيْهِ تَوَكَّلْنَا ۖ فَسَتَعْلَمُونَ مَنْ هُوَ فِى ضَلَـٰلٍ مُّبِينٍ ﴿29﴾

قُلْ أَرَءَيْتُمْ إِنْ أَصْبَحَ مَآؤُكُمْ غَوْرًا فَمَن يَأْتِيكُم بِمَآءٍ مَّعِينٍۭ ﴿30﴾

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ نٓ ۚ وَٱلْقَلَمِ وَمَا يَسْطُرُونَ ﴿1﴾

مَآ أَنتَ بِنِعْمَةِ رَبِّكَ بِمَجْنُونٍ ﴿2﴾

وَإِنَّ لَكَ لَأَجْرًا غَيْرَ مَمْنُونٍ ﴿3﴾

وَإِنَّكَ لَعَلَىٰ خُلُقٍ عَظِيمٍ ﴿4﴾

فَسَتُبْصِرُ وَيُبْصِرُونَ ﴿5﴾

بِأَييِّكُمُ ٱلْمَفْتُونُ ﴿6﴾

إِنَّ رَبَّكَ هُوَ أَعْلَمُ بِمَن ضَلَّ عَن سَبِيلِهِۦ وَهُوَ أَعْلَمُ بِٱلْمُهْتَدِينَ ﴿7﴾

فَلَا تُطِعِ ٱلْمُكَذِّبِينَ ﴿8﴾

وَدُّوا۟ لَوْ تُدْهِنُ فَيُدْهِنُونَ ﴿9﴾

وَلَا تُطِعْ كُلَّ حَلَّافٍ مَّهِينٍ ﴿10﴾

هَمَّازٍ مَّشَّآءٍۭ بِنَمِيمٍ ﴿11﴾

مَّنَّاعٍ لِّلْخَيْرِ مُعْتَدٍ أَثِيمٍ ﴿12﴾

عُتُلٍّۭ بَعْدَ ذَٰلِكَ زَنِيمٍ ﴿13﴾

أَن كَانَ ذَا مَالٍ وَبَنِينَ ﴿14﴾

إِذَا تُتْلَىٰ عَلَيْهِ ءَايَـٰتُنَا قَالَ أَسَـٰطِيرُ ٱلْأَوَّلِينَ ﴿15﴾

سَنَسِمُهُۥ عَلَى ٱلْخُرْطُومِ ﴿16﴾

Ali Özek ve diğerleri

67:27 Ama onu (azabı) yakından gördükleri zaman, inkâr edenlerin yüzleri kararacak ve (kendilerine): İşte sizin isteyip durduğunuz budur! denecektir.

67:28 De ki: Allah beni ve beraberindekileri (sizin istediğiniz üzere) yok etse veya (öyle olmayıp da) bizi esirgese, (söyleyin bakalım) inkârcıları yakıcı azaptan kurtaracak kimdir?

67:29 De ki: (Sizi imana davet ettiğimiz) O (Allah) çok esirgeyicidir; biz O'na iman etmiş ve sırf O'na güvenip dayanmışızdır. Siz kimin apaçık bir sapıklık içinde olduğunu yakında öğreneceksiniz!

67:30 De ki: Suyunuz çekiliverse, söyleyin bakalım, size kim bir akar su getirebilir ?

68:1 Nûn. Kaleme ve (kalem tutanların) yazdıklarına

68:2 andolsun ki (Rasûlüm), sen Rabbinin nimeti sayesinde mecnun değilsin.

68:3 Hiç şüphesiz senin için bitip tükenmeyen bir mükâfat vardır.

68:4 Ve sen elbette yüce bir ahlâk üzeresin.

68:5 Yakında sen de göreceksin, onlar da.

68:6 Hanginizde delilik olduğunu.

68:7 Doğrusu Rabbin, kendi yolundan sapan kişiyi en iyi bilendir, hidayete erenleri de en iyi bilen O'dur.

68:8 O halde, (hakikati) yalan sayanlara boyun eğme!

68:9 Onlar isterler ki, sen yumuşak davranasın da onlar da sana yumuşak davransınlar.

68:10 (Rasûlüm!) Alabildiğine yemin eden, kimselerden hiçbirine, sakın boyun eğme.

68:11 Aşağılık, daima kusur arayıp kınayan, durmadan lâf götürüp getiren,

68:12 iyiliği hep engelleyen, mütecâviz, günaha dadanmış,

68:13 kaba ve haşin, bütün bunlardan sonra bir de soysuzlukla damgalanmış

68:14 mal ve oğulları vardır diye,

68:15 Ona âyetlerimiz okunduğu zaman o, ( öncekilerin masalları ) der.

68:16 Biz yakında onun burnuna damga vuracağız (kibirini kırıp rezil edeceğiz)