Mushafuk
‹Mushafuk

سورة الفاتحة

1

إِنَّ ٱلْإِنسَـٰنَ لِرَبِّهِۦ لَكَنُودٌ ﴿6﴾

وَإِنَّهُۥ عَلَىٰ ذَٰلِكَ لَشَهِيدٌ ﴿7﴾

وَإِنَّهُۥ لِحُبِّ ٱلْخَيْرِ لَشَدِيدٌ ﴿8﴾

أَفَلَا يَعْلَمُ إِذَا بُعْثِرَ مَا فِى ٱلْقُبُورِ ﴿9﴾

وَحُصِّلَ مَا فِى ٱلصُّدُورِ ﴿10﴾

إِنَّ رَبَّهُم بِهِمْ يَوْمَئِذٍ لَّخَبِيرٌۢ ﴿11﴾

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ ٱلْقَارِعَةُ ﴿1﴾

مَا ٱلْقَارِعَةُ ﴿2﴾

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا ٱلْقَارِعَةُ ﴿3﴾

يَوْمَ يَكُونُ ٱلنَّاسُ كَٱلْفَرَاشِ ٱلْمَبْثُوثِ ﴿4﴾

وَتَكُونُ ٱلْجِبَالُ كَٱلْعِهْنِ ٱلْمَنفُوشِ ﴿5﴾

فَأَمَّا مَن ثَقُلَتْ مَوَٰزِينُهُۥ ﴿6﴾

فَهُوَ فِى عِيشَةٍ رَّاضِيَةٍ ﴿7﴾

وَأَمَّا مَنْ خَفَّتْ مَوَٰزِينُهُۥ ﴿8﴾

فَأُمُّهُۥ هَاوِيَةٌ ﴿9﴾

وَمَآ أَدْرَىٰكَ مَا هِيَهْ ﴿10﴾

نَارٌ حَامِيَةٌۢ ﴿11﴾

بِسْمِ ٱللَّهِ ٱلرَّحْمَـٰنِ ٱلرَّحِيمِ أَلْهَىٰكُمُ ٱلتَّكَاثُرُ ﴿1﴾

حَتَّىٰ زُرْتُمُ ٱلْمَقَابِرَ ﴿2﴾

كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ﴿3﴾

ثُمَّ كَلَّا سَوْفَ تَعْلَمُونَ ﴿4﴾

كَلَّا لَوْ تَعْلَمُونَ عِلْمَ ٱلْيَقِينِ ﴿5﴾

لَتَرَوُنَّ ٱلْجَحِيمَ ﴿6﴾

ثُمَّ لَتَرَوُنَّهَا عَيْنَ ٱلْيَقِينِ ﴿7﴾

ثُمَّ لَتُسْـَٔلُنَّ يَوْمَئِذٍ عَنِ ٱلنَّعِيمِ ﴿8﴾

Ali Özek ve diğerleri

100:6 insan, Rabbine karşı pek nankördür.

100:7 Şüphesiz buna kendisi de şahittir

100:8 ve o, mal sevgisine de aşırı derecede düşkündür. 

100:9 (İnsan) düşünmez mi ki, kabirlerde bulunanlar diriltilip dışarı atıldığı zaman,

100:10 Ve kalplerde gizlenenler ortaya konduğu zaman (hali ne olacak)!

100:11 Şüphesiz Rableri o gün onlardan tamamıyla haberdardır.

101:1 Kapı çalan!

101:2 Nedir o kapı çalan?

101:3 O kapı çalanın ne olduğunu bilir misin?

101:4 İnsanların, ateşin etrafını sarmış pervaneler gibi olduğu,

101:5 dağların da atılmış renkli yüne dönüştüğü gündür (o Kâria!)

101:6 O gün kimin tartıları ameli ağır gelirse

101:7 işte o, hoşnut edici bir yaşayış içinde olur.

101:8 Kimin tartısı da hafif gelirse ,

101:9 işte onun anası (yeri, yurdu) Hâviye' dir.

101:10 Nedir o (Hâviye) bilir misin?

101:11 Kızgın ateş!

102:1 Çokluk kuruntusu sizi o derece oyaladı ki,

102:2 nihayet kabirleri ziyaret ettiniz.

102:3 Hayır! Yakında bileceksiniz!

102:4 Elbette yakında bileceksiniz!

102:5 Gerçek öyle değil ! Kesin bilgi ile bilmiş olsaydınız,

102:6 (orada) mutlaka cehennem ateşini görürdünüz.

102:7 Sonra ahirette onu çıplak gözle göreceksiniz.

102:8 Nihayet o gün (dünyada yararlandığınız) nimetlerden elbette ve elbette hesaba çekileceksiniz.